CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

24 Şubat 2012 Cuma

Külot Fetişi

Kendimi bildim bileli kadın külotlarına karşı aşırı derecede ilgi duyuyorum. 


Çocukluğumda evde yalnız başıma kaldığımda dolapları haldır haldır karıştırır, ablamların ve annemin (kirli veya temiz farketmez) külotlarını bulur buluşturur koklardım. O küçücük yaşlarımda bundan aldığım zevki tarif edebilmemin imkanı yok. Zaman geçip büyümeye başladığımda ilk orgazmımı onları koklarken yaşamış, durup dururken altıma işedim diye saatlerce ağlamıştım. Ancak üç veya dördüncü seferinde ancak anlamıştım ki bu işemeden çok farklı bir şey. Çok zevk alıyordum. 13 veya 14 yaşlarına geldiğimde kadın külotları ile yatmaya başlamıştım. Herkes uykuya daldıktan sonra pijamamın altını sıyırır, külotları bir yandan koklarken bir yandan da sikime sürterek sabahlara kadar defalarca boşalırdım.


Askerlik çağıma gelmeden çok kısa bir süre önce, yan dairemizdeki komşumun balkonuna astığı külotlarına askıntı olmaya başlamıştım. Komşumuz Dilek abla 35-40 yaşlarında, kara kaşlı kara gözlü, kalın dudaklı, olağanüstü vücut ölçülerine sahip çok seksi bir bayandı. Kocası Selim abi, gece geç vakitlere kadar evine gelmeyen, geldiğinde de küfelik derecede sarhoş olarak sağa sola musallat olan tiplerdendi. İçmediği zamanlar sanki süt dökmüş kedi gibi sessiz sakin içine kapanık biri olurdu. Başta bizim evdekiler olmak üzere bütün mahalle Dilek ablanın durumuna üzülürdük. O muhteşem kadın o adamda ne bulurdu kimse anlamazdı. Çocukları da olmuyordu. Annem bir kaç kere "At şu herifi başından kendi hayatına bak!" derken duymuştum. O da "Ne yapayım kader.. Bırakıp gitsem kimim kimsem yok ki. Nerelere sığarım?" diye ağlaşırdı. 


Saadede gelelim... 
 Askerlikteki acemilik dönemim benim için çok zor geçti. Sabahın köründen gece yarısına kadar bir yandan spor, bir yandan eğitim bir yandan mutfak görevleri, nöbetti derken nasıl yatıp nasıl kalktığımı hiç hatırlamıyorum bile. O yüzden acemilikte geçirdiğim üç ayda sanki sikim içime kaçmıştı. İşemekten başka bir işe yaradığı yoktu. Hoş sanki yarasa bir şey yapacak durumdaydım da... 


Dağıtım iznim gelip 10 günlüğüne eve döndüğümde tam iki gece iki gündüz uyudum da ancak kendime gelebildim. Dönüşüm çok muhteşem olmuştu... Aklımdan o külotların çeşit çeşidi geçiyor, delirir gibi oluyordum.Pamuklusu, tangası, şeffafı, renklisi, desenlisi, önü açık olanı..... Aklımı kaçıracak gibiydim. Hemen balkona çıktım. Yaz günüydü. Annemle küçük ablam balkonda oturmuş sohbet ediyorlardı. Yanlarına biraz oturmak istediğimde, yan balkondaki Dilek ablanın astığı çamaşırlara gözüm takıldı. Aralarında renk renk çeşit çeşit külotlar "Ye bizi!" dercesine hafif esen rüzgarda alımlı alımlı salınıp duruyorlardı. Bir şeyler yapıp annemleri evden uzaklaştırayım diye düşünürken telefon çaldı. Teyzem, annemle ablamı 5 çayına çağırıyordu. Annem telefonda bir ara benim evde olduğumu bu yüzden sonra gelebileceklerini söyledi ise de daha kendime gelemediğimi, bu yüzden yatacağımı, kendilerinin bu sıcakta evde kalmalarının doğru olmayacağını, kendime gelirsem benim de teyzemlere gidebileceğimi filan söyledim. Onlar da bunu makul karşılayıp evden çıktılar. Balkonda onların sokağı dönmelerine kadar bekledikten sonra hemen yan balkona göz gezdirdim. Balkona açılan kapı kapalıydı ve pencerelerin perdesi örtülüydü.Cesaretimi toplayıp bir hamlede külotlara saldırdım. 


Yatak odasına nasıl geçtiğimi hatırlamıyorum bile. Külotları koklarken bir yandan da soyunup çırıl çıplak kaldım. Her tarafıma, özellikle de kalkmış olan sikime sürüyor, kendi kendimi okşuyordum. İyice azmıştım. İki kez hiç aralık vermeden bütünüyle boşalmış, döllerimi yatak çarşaflarına ve külotlara fışkırtmıştım. Sikim inmek nedir bilmiyordu. O zevk deryası içinde üçüncü tura başlamıştım ki kapının zili çalmaya başladı. Annemler erken dönmüş olabilir düşüncesiyle ayağıma alel acele şortumu geçirip külotları ve ıslak çarşafı bozuk olan yatağımın pikesinin altına sıkıştırıvermiştim. Saçım, başım, üstüm ter içinde ve ayağımda tek şortla kapıyı açtığımda karşımda Dilek ablayı görmem bir oldu. "Annenler evde mi?" diye sordu. Renk vermemek için yataktan yeni kalkmış taklidi yapıyor, gözlerimi oğuşturuyordum. Esnemeye çalışarak evde olmadıklarını, teyzeme gittiklerini söyledim. Kapıyı bir hışımla iterek "Evde olmadıklarını biliyorum" dedi. Arkasından kapıyı çarparcasına kapattığında hışımla soluyordu. Üstüne giydiği ince beyaz tişörtünün içinden o kabarmış dik göğüs uçlarının siyahlığı belli oluyor, altındaki bütün hatlarını ortaya çıkaran pembe taytı ile aklımı başımdan alıyordu. 


Yıllarca külotlara olan tutkumun beni kadınların güzelliklerini bir bütün olarak görmemi engellemiş olduğunu işte o anda anladım. Bana bağırıp çağırıp bir şeyler söylemeye çalışıyor, (külotlarını aldığımı banyoda çamaşır yıkarken görmüş) beni annemlere şikayet edeceğini söylüyordu. "Sapık" diye bas bas bağırırken ben onu duymuyordum bile. Sesi sanki çok uzaklardan geliyordu. Karşımdaki güzellikleri bambaşka bir alem içinde seyrederken, biraz önce korku ve heyecandan inmiş olan sikimin kazık gibi olduğunu hissediyordum. Bir yandan Dilek ablanın sergilediği o müthiş göğüsleri, kalçaları ve taytının arasına girdiği amcığını içim titreyerek seyrediyor, bir yandan da sikimi elimle gizlemeye çalışıyordum. O da bir yandan bağırıyor bir yandan da arada bir önümdeki sertliğe gözlerini kaydırıyordu. 


Bu ne kadar sürdü inanın hatırlamıyorum. Bağırışlar arasında bir anda ağlamaya başladığında kendime gelebildim. Biraz önceki o hırçın kadın gitmiş, yerine bana sarılarak ağlayan isterik bir kadın gelmişti. Onu kanapeye oturtup kolonya ve su verdim. Sabahleyin kocasına çok sinirlendiğini, sinirini yatıştırmak için çamaşır yıkamaya başladığını tam son çamaşırları makineye atarken balkon perde aralığından benim külotlarını aldığımı gördüğünü anlattı. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sadece başımı önüme eğip utancımdan yerin dibine giriyordum.  


Verdiğim su bardağını mutfağa götürmek için kalktığını hatırlıyorum. Evde mutfağa gidebilmek için benim yatak odamın önünden geçiliyor. Geçerken yatak üzerinde sıkıştırmaya çalıştığım külotları görmüş olmalı. "Buraya gel çabuk" diye bir bağırış koptu. Koltuktan kalkıp odaya girdiğimde menilerimden sırılsıklam olmuş külotları elindeydi. Bir yandan bana söylenirken bir yandan külotlarının ne hale geldiğini inceliyordu. Tam o sırada pembe kalp desenli taytın üzerindeki menilerimi koklamaya başladı. O ıslaklığın kokusunu içine çekerken bir yandan da elimi tutarak kendisine doğru çekti. "Bunları sen mi yaptın?" diye sordu. Kendisine çocukluğumdan bu yana külot fetişisti olduğumu, kadın külodu koklamadan yapamadığımı, acemi askerlik dönemimde çok zorluk çektiğimi filan anlatmaya çalışıyordum. Fakat beni duyduğunu sanmıyorum. Sanki kapıyı açtığımda benim başıma gelen o garip ama zevkli uyuşukluk şimdi ona bulaşmıştı. Külotların üzerindeki sıvıları koklarken gözleri kısılıyor, göğüsleri o hiddetli olduğu andan on kat daha fazla kabarıp iniyordu. Bir eliyle külotları koklarken bir eliyle de sikime doğru uzanmıştı. Şortumun geniş paçasının arasından kendisine çıkmak için yer arayan yarağımı hafifçe kavradığını hissettim. Artık karşımda ne sinirli ne de isterik kadın vardı. Adeta üçüncü bir kişiliğe bürünmüş, bütün dişiliğini ön plana çıkarmıştı. Diliyle hafif hafif dokunuşlar yaparak çamaşırlarının üzerindeki döllerimin tadını almaya çalışıyordu. Bir anda kendimi yatakta, Dilek ablanın altında buldum. Üzerime uzanmış o etli dudaklarıyla dudaklarımı kanatırcasına sıkıştırıyor, kalçalarıyla da sikimin üzerinde hızlı hızlı gidip geliyordu. Bir ara nefes almak için üzerimden kalktığında üstündeki tişörtü bir çırpıda çıkarıverdi. Sütyen giymemişti. O göğüslerinin kocası tarafından bir kez bile öpülmüş olmadığına kanaat getirdim. Onları büyük bir hayranlık ve özenle ağzıma alıp emmeye başladığımda taytını çıkardı. Altında minicik beyaz şeffaf külotu vardı. Onu da çıkardığında, "Al sen bununla oyna" diye ağzımın içine yumak yapıp sıkıştırdı. Ben o hiç el değmemiş amcığının ve götünün sıvılarıyla terinin karıştığı ıslaklığı koklayıp içime çekerken o da sikimi ağzına almış bir taraftan hızlı hızlı emip yalıyor bir taraftan da "Kocammmmmm, yerim senin sikini" diye bağırıyordu. Ben memesine kavuşmuş bebekler gibi ağzım ve burnumdan külotunu ayıramazken o üstüme bir jokey gibi çıktı. Üstümde nefes nefese sallanırken bir yandan da ellerinde tuttuğu külotlarındaki menilerimi yalıyordu. O da ben de kaç defa boşaldık bilmiyorum. Her çeşit pozisyonu denedik. Arkasına geçip domaltarak sikmeye başladığımda o taş gibi götünü ve kalçalarını sıkmaya gücüm yetmiyordu.Ben umursamazca her pozisyonda içine boşalıp duruyordum. 


Dışarıda havanın karardığını gördüğümüzde kendimize gelebildik. Apar topar giyindi ve "Askere gidene kadar bunu her gün yapalım" dedi. "Askerden geldiğinde üst komşum Nurten Hanım'dan duyduğum götten sikişi de deneriz. Ben o süre zarfında kara deliğimi kocama hazırlayayım" demeyi ihmal etmedi. 


Aradan bir kaç gün geçti. Her gün çeşit çeşit pozisyonlarda sikiştik, ben de onun üstünden çıkardığı sıcacık külotlarını koklama, yalama imkanı buldum. 


İlk heyecanda bazı şeyler aklıma gelmemişti. Sonra konuşma imkanımız oldu. Selim abi ile annesinin zoru ile evlenmişler. Zifaf gecesi sonrasında Selim abinin siki kalkmaz olmuş. O gün bu gündür kocalık görevini yapamıyormuş. Haliyle yapamadığı için de çocukları olmamış ve Dilek abla da o mükemmel vücudu bu günlere saklamayı başarmış. 


"Ulan ibne habire karının içine boşaldım deyip duruyorsun. Karı hamile kalmadı mı?" diye sorduğunuzu duymadığımı sanmayın. Selim abinin siki kalmaz olunca doktora gitmişler. Hastanedeki doktorlar Selim abiyi muayene ve tedavi etmeye çalışırken sorunun Dilek abladan da kaynaklanabileceği düşüncesiyle onu da incelemişler. Bu arada Dilek ablanın çocukluğunda geçirdiği bir hastalık nedeniyle hamile kalamayacağı yani kısır olduğu belirlenmiş. Nasıl cevabını alabildiniz mi??? 


Haaaaaaaa!!! Aklıma gelmişken söyleyeyim. Askerden dönüş maceralarım için de 15 ay bekleyeceksiniz. Bizim zamanımızda askerlik 18 aydı. Benle mi geldiniz askere??? Haydi eyvallah!!!!!

0 yorum: